Sharenting Nedir?

Sharenting Nedir

Sharenting Nedir?

Sharenting Nedir? Dijital Dünyada Ebeveyn Paylaşımlarının Görünmeyen Yüzü

Sharenting Kavramıyla Tanışın Sharenting Nedir?

Sharenting, ebeveynlerin sosyal medya ve dijital platformlarda çocuklarına ait fotoğraf, video, anı ve bilgileri sıkça paylaşması anlamına gelir. Tatiller, yemekler, özel günler derken ebeveynler çocuklarının yaşam anlarını sık sık dijital ortamlarda sergiliyor. Bu durum, son yıllarda literatürde yer bulan “sharenting” kavramını doğurdu. Sharenting İngilizce “share” (paylaşmak) ve “parenting” (ebeveynlik) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve ebeveynlerin çocuklarına ait fotoğraf, video ve özel bilgileri sosyal medya gibi dijital platformlarda paylaşmaları olarak açıklanabilir.

Türkiye’de hızla yaygınlaşan bu dijital ebeveynlik pratiği, çocukların büyüme süreçlerini belgelemek ve aile, arkadaş çevresi ile paylaşmak için tercih edilir. Ancak sharenting, çocukların mahremiyet hakları, psikolojik gelişimleri ve dijital güvenlikleri açısından önemli etik ve hukuki riskler taşır.

 

Sharenting Neden Artıyor? – Sharenting Nedir?

Sharenting’in artması, yalnızca dijital teknolojilerin yaygınlaşmasından kaynaklanmaz; aynı zamanda toplumsal, psikolojik ve iletişimsel bir dizi etkenle ilgilidir. Bu durumun arkasında birden fazla gerekçe yatmaktadır:

  • Sosyal onay ihtiyacı: Günümüzde sosyal medya, bireylerin kendilerini ifade ettikleri ve sosyal onay aldıkları başlıca mecralardan biridir. Ebeveynler, çocuklarının fotoğraflarını paylaşarak hem “iyi ebeveyn” olduklarına dair bir gösterim sunar hem de sosyal çevrelerinden gelen beğeni ve yorumlarla kendilerini daha değerli hissederler. Bu onay döngüsü, paylaşım davranışını sürekli kılabilir.
  • Aile üyeleriyle iletişim: Farklı coğrafyalarda yaşayan aile üyeleri için sosyal medya, çocukların büyümelerini ve gelişimlerini takip etmek için etkili bir iletişim aracına dönüşmüştür. Dedeler, nineler, halalar ve dayılar gibi uzak akrabalar, sosyal medya paylaşımları sayesinde çocuklarla daha yakın hissedebilirler. Bu da ebeveynleri daha fazla paylaşım yapmaya teşvik edebilir.
  • Dijital günlük tutma isteği: Bazı ebeveynler, sosyal medya hesaplarını birer dijital günlüğe dönüştürerek çocuklarının ilk adımlarını, ilk sözlerini, okul başlangıçlarını belgelemek ister. Bu belgelemeyi dijital ortama taşımak hem kolay erişilebilirlik hem de anıları saklama açısından pratik bir çözüm gibi görünebilir. Ancak bu durum, çocuğun mahremiyetini göz ardı edebilecek bir noktaya gelebilir.
  • Toplumsal baskı ve trendler: “Herkes paylaşıyorsa, ben de paylaşmalıyım” düşüncesi, sharenting davranışını yaygınlaştıran etkenlerden biridir. Sosyal medya algoritmaları da bu paylaşımları ön plana çıkararak daha fazla dikkat çekmelerine neden olabilir. Bu da ebeveynlerin benzer içerikleri daha sık üretmesine yol açar.
  • Ticari kaygılar ve influencerlık: Bazı ebeveynler, sosyal medya hesapları aracılığıyla gelir elde etmeyi hedefler. Bu durumda çocuklar, birer “marka yüzü” gibi sunulabilir. Aile vlogları ya da anne-baba influencer hesapları, sharenting’i bilinçli bir strateji haline getirebilir.

Tüm bu nedenler sharenting’in yaygınlaşmasını açıklasa da, bu davranışların ardında ciddi etik, psikolojik ve hukuki sorunların yattığı unutulmamalıdır. Ebeveynler, sosyal medya paylaşımlarının sadece bugünün anısı değil, çocukların geleceği üzerindeki etkileriyle de ilgili olduğunu göz önünde bulundurmalıdır.

 

Türkiye’de Sharenting Verileri ve Eğilimler – Sharenting Nedir?

Genel Paylaşım Oranları

    • Türkiye’de ebeveynlerin %68’i çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada paylaşıyor.
    • Ebeveynlerin %71’i çocuklarının kişisel bilgilerini (doğum tarihi, okul adı vb.) farkında olmadan paylaşıyor.

En çok paylaşılan içerikler:

    • Okul başlangıç fotoğrafları (%55)
    • Doğum günü partileri (%48)
    • Tatil ve günlük aktiviteler (%62)
    • Riskli paylaşımlar: Tuvalet eğitimi veya banyo fotoğrafları (%15)

 

Çocukların Mahremiyeti Tehlikede Mi?

Çocukların çevrimiçi mahremiyeti, sharenting’in en çok tartışılan yönlerinden biridir. Henüz kişisel veri kavramının farkında olmayan çocukların özel anları, izinsiz şekilde binlerce insanın görebileceği mecralarda paylaşılıyor. Bu da çocuk hakları ve mahremiyet ihlalleri açısından önemli bir sorun oluşturuyor.

Potansiyel Riskler

  • Dijital ayak izi: Bir çocuk büyüdüğünde, bebekliğinden itibaren dijital ortamda yayımlanmış binlerce fotoğrafla karşılaşabilir. Bu onun gelecekteki sosyal ya da profesyonel yaşamını etkileyebilir.
  • Siber zorbalık: Paylaşılan fotoğraflar kötü niyetli kişiler tarafından kullanılabilir. Çocuklar bu içerikler üzerinden alay konusu olabilir.
  • Kimlik hırsızlığı: Çocuklara ait kişisel bilgiler (doğum tarihi, isim, okul bilgisi vb.) kötü amaçlı kişilerin eline geçebilir.
  • Ticari sömürü: Bazı ebeveynler, çocuklarını sosyal medya içeriklerine malzeme ederek takipçi kazanma veya gelir elde etme amacı güdebilir. Bu durum etik açıdan son derece tartışmalıdır.

Hukuki Boyut: Çocuğun Rızası Gerekli mi? – Sharenting Nedir?

Çoğu ülkede, çocukların sosyal medyada temsiliyle ilgili özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak çocuk hakları sözleşmeleri, çocukların kişilik haklarını ve mahremiyetini koruma altına alır. Türkiye’de ise bu konuda çeşitli tartışmalar ve yasal boşluklar söz konusudur.

Avrupa’da bazı ülkelerde çocukların dijital hakları konusunda daha net yasal çerçeveler oluşturulmuştur. Örneğin, Fransa’da ebeveynlerin çocuklarına ait sosyal medya paylaşımlarından doğacak hukuki sorumlulukları üstlenmeleri gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Psikolojik Etkiler: Çocuğun Kimlik Gelişimine Etkisi

Çocukların, kendilerine ait özel anların başkalarıyla paylaşılmasına dair tepkileri yaşa ve gelişim düzeyine göre farklılık gösterse de psikologlara göre bu durum zamanla olumsuz duygulara yol açabilir. 2019 yılında yayınlanan bir çalışmada (Kumar ve Schoenebeck), sharenting’in çocuklarda utanma, mahremiyet ihlali ve kontrol kaybı gibi hislere neden olduğu belirtilmiştir. Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, ebeveynleri tarafından kontrolsüz şekilde paylaşılan içeriklerin kendi kimlik gelişimlerini olumsuz etkilediğini ifade etmektedir.

Gelişim psikologları, kimliğin oluşmasında bireyin kendi deneyimlerini içselleştirmesi, kendini ifade edebilmesi ve sosyal rollerini benimseyebilmesinin önemli olduğuna dikkat çeker. Ancak sharenting, bu bireysel gelişimin önüne geçebilir. Çocuk, kendisiyle ilgili kararların ebeveyni tarafından alındığı bir ortamda, benliğini oluşturmakta zorluk çekebilir.

Ayrıca, 2020 tarihli bir Amerikan Psikoloji Derneği (APA) raporu, çocukların sosyal medyada paylaşılan görüntülerinin, gelecekteki sosyal ilişkilerini ve dijital ayak izlerini etkileyebileceğine dikkat çekmektedir. Bu durum, “sahneye konmuş” bir yaşam hissiyle, çocuğun kendi seçimlerini yapma hakkından mahrum kalmasına neden olabilir.

Sharenting, dışardan bakıldığında masum bir ebeveynlik pratiği gibi görünse de çocuk psikolojisi ve kimlik gelişimi açısından uzun vadeli etkileri olan bir davranıştır. Bu nedenle, ebeveynlerin paylaşım yapmadan önce çocukların mahremiyetine ve gelecekteki haklarına saygı göstermesi büyük önem taşır.

Sosyal Medya Platformlarının Rolü

Instagram, Facebook, TikTok gibi platformlar, çocuk içeriklerinin hızla yayılmasına ve geniş kitlelere ulaşmasına olanak tanıyor. Özellikle “aile vlogları” ve “momfluencer” (anne influencer) hesapları, çocukların birer içerik nesnesine dönüşmesine neden olabiliyor.

Bazı platformlar bu konuda sınırlamalar getirmeye çalışsa da henüz kapsamlı bir koruma mekanizması bulunmamaktadır. Bu da sorumluluğu tamamen ebeveynlere yüklemektedir.

Ebeveynlere Öneriler:

Peki sosyal medyada çocuk mahremiyeti nasıl korunur?

Sharenting tamamen kötü niyetli bir davranış değildir. Ancak farkındalıkla yapılmadığında çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir. İşte daha bilinçli bir sharenting için bazı öneriler:

  • Çocuğun rızasını alın: Özellikle konuşma yaşına gelmiş çocuklardan paylaşım öncesi izin istemek, onların kişilik haklarına saygı göstermek anlamına gelir.
  • Görünürlük ayarlarını düzenleyin: Paylaşımları yalnızca yakın çevrenizle sınırlandırmak, kötü niyetli kullanımları azaltabilir.
  • Yüz tanınabilirliğini azaltın: Çocuğun yüzünü gösteren paylaşımlardan kaçınmak, güvenliği artırır.
  • Özel bilgileri gizleyin: Çocuğun okul adı, adresi, doğum tarihi gibi bilgilerini içeren paylaşımlardan uzak durun.
  • Kendi motivasyonunuzu sorgulayın: Paylaşımı yaparken “Bu paylaşım kimin için?” sorusunu kendinize sorun. Çocuğun yüksek yararı mı yoksa sosyal onay ihtiyacı mı ön planda?

Sharenting ve Gelecek: Dijital Mahremiyet Bilinci

Dijital dünyada çocuk büyütmek kolay değil. Ancak çocuklara güvenli, saygılı ve bilinçli bir çevrimiçi alan sunmak ebeveynlerin elinde. Sharenting, dijital ebeveynliğin doğal bir sonucu olabilir; fakat bu davranışın çocukların geleceğini etkileyebilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekir.

Bugünün çocukları, yarının bireyleri. Onların dijital geçmişlerini oluştururken, haklarına, duygularına ve sınırlarına saygı göstermek hem insani hem de toplumsal bir sorumluluktur.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.